![]() |
| Cildi ve kapağı da çok beğendim. |
Kitapta yaratılan dünyada halk iki kasta ayrılmıştır: Gümüşler ve Kızıllar. Bu ayrımın kaynağı insanların kanlarının rengi. Kızıllar halkın ezilen, köleleştirilen, Gümüşlere hizmet etmek için var olduklarına inanılan kesimi. Gümüşler ise zenginlik içinde yaşayan, yöneten sınıf. Ayrıca Gümüşlerin çeşitli süper güçleri var. Kimisi ateşi kontrol edebilyor, kimisi suyu ve kimisi akıl kontrolü yapabiliyor. Bunlar haricinde aralarında çok güçlü olanlar, çok hızlı olanlar, mıknatıs gibi demiri kontrol edenler, şifacılar vs. de var.
Bizim ana karakterimiz Mare, 17 yaşında bir Kızıl. Bir kız kardeşi ve mecburi hizmet adı altında askere alınarak savaşa gönderilen üç abisi var. Babası da tekerlekli sandalyeye mahkum bir gazi. Mare eğer 18 yaşına geldiğinde iş bulamamış olursa o da mecburi hizmete alınacak ve ülkeleri Poyraz Krallığı ile Gölbölge arasında sürmekte olan savaşa gönderilecek. Mare, iş bulamadığı için hırsızlık yaparak ailesinin geçimine katkı sağlamaya çalışıyor. Bir adamın cüzdanını çalacakken adam durumu fark ediyor ve Mare’yi cezalandırmak yerine ona “Senin benden daha çok ihtiyacın var.” diyerek para veriyor. Ertesi gün Mare, Gümüşlerin sarayına çağrılıyor ve orada kendisine bir iş ayarlandığını, mutfak personeli olarak çalışacağını öğreniyor. Aynı zamanda o gün sarayda kraliçe denemesi diye bir etkinlik olduğunu duyuyor. Neymiş bu kraliçe denemesi derseniz, sonraki kraliçenin seçilmesi için soylu Gümüş ailelerinin kızlarının güçlerini sergilediği bir etkinlik. Mare, etkinlik sırasında önceki gece kendisini hırsızlık yaparken yakalayan adamın büyük prens Cal olduğunu görüyor. Mare, misafirlere hizmet ederken bir kaza sonucu elektrikli tellerin üzerine düşüyor, ölmeyi beklerken içinden geçen elektriğin kendisini müthiş hissettirdiğini ve ölmediğini fark ediyor. Üzerine gelenlere elektrik gönderiyor ve oradaki bütün Gümüşler, bir Kızıl’ın özel güçleri olduğunu görmüş oluyor. Kral ve Kraliçe diğer Gümüşlere Mare’nin babasının savaşta hayatını kaybeden çok saygın bir Gümüş olduğunu, Mare’nin kökenini bilmeden Kızıllar tarafından büyütüldüğünü ve babasının hatırası için Mare’yi ailelerine kabul ederek küçük prens Maven ile nişanladıklarını duyuruyorlar. Mare, hayatta kalabilmek için bu yalanı sürdürmek zorunda kalıyor.
Tabii ki bu bütün kitabın özeti değil. Aslında giriş kısmını oluşturuyor bu anlattıklarım.
Her ne kadar Kızıl Kraliçe’nin adından bu kadar söz ettirmesinin sebebinin iyi yürütülen bir reklam kampanyası olduğunu düşünsem de ben kitabı okurken sıkılmadım. Akıcı bir dille yazılmış, devamını merak ettiren bir kitap. Bu arada kitabın yazarı Victoria Aveyard, Goodreads 2015 ödüllerinde en iyi çıkış yapan yazar olarak seçildi. Başka kitaplarla benzer noktalar yakalansa da o noktaları harmanlayarak yeni bir dünya yaratmayı başarmış yazar.
Ben bu kitabın filmini değil de dizisini seyretmek isterdim. Kitap Mare’nin ağzından yazılmış ve bu yüzden arka planda gelişen bazı olaylar yüzeysel kalmış. Kırmızı Muhafızlar diye bir isyan örgütü var mesela. Aslında kitabın bel kemiklerinden birisi bu örgüt; ancak onların planlarına, eylemlerine derinlemesine giremiyorsunuz. Güzel bir dizi yapılsa da Kırmızı Muhafızları, kraliyet ailesini, sıradan Gümüşlerin yaşamlarını ve hatta Gümüşlerin nasıl olup da Gümüşlere dönüştüklerini vs. daha detaylı görebilsek güzel olurdu.
Serinin ikinci kitabı Glass Sword önümüzdeki ay çıkıyor. Türkçe çevirisi ne kadar sürer bilemiyorum. Çok büyük bir heyecan ve hevesle beklemesem de sanırım seriyi okumaya devam ederim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder