4 Ocak 2016

Yeni Yıl Hediyesi: Sherlock - The Abominable Bride

Yeni yılda yeniden bir yazma hevesi geldi bana. Ne kadar istikrarlı gidebilirim bakalım. İncelemeye geçecek olursak Sherlock Holmes, hayranı olduğum bir karakter. Sherlock Holmes uyarlaması olan dizilerin de tamamını izlemeyi denemişimdir. Şu ana kadar en sevdiğim uyarlama BBC’nin Sherlock'u. Tabii Sherlock’u senede 20 bölüm çıkaran dizilerle kıyaslamak ne kadar adil olur, bilemiyorum.

Yılbaşında yeni bir Sherlock bölümü geleceğini ve de bu bölümün Viktorya Devri İngiltere’sinde, yani Sherlock’un esas yazıldığı zamanlarda geçeceğini duyunca heyecanla beklemeye başlamıştım. Bölümün eleştirilecek yanları olsa da çok memnuniyetsiz hissettiğimi söyleyemeyeceğim. Gerçekten özlemişim Sherlock’u. Yazının devamı spoiler içerecek, uyarayım.


Hikaye gelinlik giymiş bir kadının elinde iki tabancayla balkona çıkıp etrafa ateş açarak dikkat çekmesi ve sonra kendini vurmasıyla başlıyor. Daha sonra aynı kadın morgta yatıyor olması gerekirken gidip yine insanların önünde kocasını vuruyor. Bölüm açıklandığında bunun ana hikayeden bağımsız olarak “19. yüzyılda Sherlock nasıldı?” fikriyle yapılmış bir bölüm olacağını düşünmüştüm. Bölümün yaklaşık 1 saatlik kısmında böyle hissetmeye de devam ettim. Kostümler, mekanlar, müzikler gerçekten çok güzeldi. Sonra bir twistle hikaye günümüze bağlandı. Meğer bütün olaylar Sherlock’un zihninde yaşanıyormuş. İzlediklerimiz Sherlock’un aşırı dozda uyuşturucu alarak “mind palace”ında kurduğu bir dünyaymış. Eskiden yaşanan bu olayda kurşunla beyni dağılmasına rağmen kalkıp cinayet işleyen gelin ve kurşunla beyni dağılmış olan Moriarty’i özdeşleştirmiş Sherlock. Biz de 1 saat Moriarty’nin neden geri dönemeyeceğinin ispatını izlemişiz. Aslında bu geçiş hoşuma gitti ilk olarak; ancak bir süre gidip gelmeye devam etmemiz takibi biraz zorlaştırdı sanki.
Bir de bölümün feminist mesajları var. Bu mesaja alt metin diyemiyorum; çünkü aşırı derecede kör göze parmak şeklinde verilmiş. Gerçekten böyle bir diziden mesajını daha incelikli bir şekilde aktarmasını beklerdim. Oradaki kadınların dayanışmalarını, oturup sorunlarını konuşmalarını değil de tuhaf kılıklarla ayin yapıyor olmalarını görmemiz çok saçmaydı. Yine de bu absürtlükleri nasılsa sadece hayal gücüymüş diyerek görmezden gelebiliriz.

Neticede Sherlock zihnindeki Moriarty’i de alt ederek Moriarty’nin kesinlikle ölü olduğuna ve öyle de kalacağına kanaat getirdi.

Bölüm sonunda 3. sezonun son bölümünde kaldığımız yere dönmüş olduk. Bu bölümü izlememenin ana hikayede herhangi bir kopukluğa sebep olacağını zannetmiyorum. Yine de izleyin, izlettirin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder